Medyanın Topluma Etkileri

Medya nedir?

Her türlü bilgiyi kişilere ve topluma aktaran, eğlence, bilgi, ve eğitim gibi üç temel sorumluluğa sahip görsel, işitsel ve hem görsel, hem işitsel araçların tümüne medya denmektedir.

Medya, Görsel sanatları, müziği, tiyatroyu, baleyi, tüm insan davranışlarını kapsar, bilgiyi yayar, eğitir, eğlendirir ya da bilgiye yönelik davranışlardır. Bunun sayesinde insanlar görerek, duyarak, okuyarak edindikleri bilgileri çevresindekilere de yansıtırlar. Bir kısmı olumlu,-bir-kısmı-olumsuz-tepkiler-gösterirler

Kitle iletişim araçları toplumsal hayatı, siyasi, kültürel ve ekonomik süreçleri etkilemektedir. Medya, sunduğu haberleri, dizileri ve mesajları seçme ve belirleme, ilettiği mesajları da belirli bir bakış ile çerçeveleme yetkisinden dolayı izleyici üzerindeki etki gücünü artıran ve pekiştiren bir konumdadır. Özellikle nerdeyse her hanede bulunan, günlük hayatın bir parçasına dönüşen ve sunduğu ürün ve mesajları geniş kitlelere ulaştıran televizyonların toplumsal algıları ve pratikleri etkileme, şekillendirme ve değiştirme potansiyeli taşıdığını söylemek mümkündür.

Görsel kanallar, yazılı araçlardan daha etkilidir. İnsanların çoğu televizyon karşısında haftada en az 15 saat oturuyorsa, yazılı basın için günde 15 dakika bile oturmuyor. Görsel medya daha-çok-sayıda-alıcı-veya hedef kitleye-iletilir.Gazetelerin yerini televizyon alırken, yerel haberler için gazeteler en önemli kanal görevini-üstlenmişlerdir

Kitle iletişim araçları söz konusu olduğunda ile akla gelen televizyon ise her evin bilgi, kültür, değer ve eğlence kaynağı haline gelmiştir. Sosyalleşme süreçlerinin geleneksel formu modern toplumlarda içerik değiştirmiş, kitle iletişim araçları ve özellikle televizyon yeni nesillerin sosyalleşme süreçlerinde kritik roller üstlenmiştir. Artık gençler meslek seçiminde bile ebeveynlerin yönlendirmesinden çok yaygın imajlar ve popüler kültürün sunduğu alternatifler üzerinde durmakta, kitle kültürünün etkisiyle veya onun ürettiği meslekleri tercih etmeye başlamışlardır.

Kitle iletişim araçlarından özellikle televizyon, evlerin vazgeçilmez eşyaları arasında sayılan görsel-işitsel bir aygıt olarak artık insanların doğdukları günden itibaren izledikleri ve bilgilendikleri bir kaynak haline gelmiştir. Zira, televizyon ülkede ve dünyada neler olup bittiğini öğrenmek için başvurulacak bir araç olmanın yanı sıra, nerede nasıl giyileceği, nasıl oturup kalkılacağı ve nasıl yenileceği, ne tür müzik dinleneceği, hangi durum karşısında ne tür bir tavır alınacağı gibi konularda fikirler veren, seçenekler sunan-ve-yönlendiren-bir-konumdadır.

Televizyon yayınlarının başlaması önemli toplumsal değişimleri de beraberinde  getirmiştir. İlk yıllarda sınırlı yayınlar yapan ve sınırlı bir kitleye ulaşan, kamu  kontrol ve denetimi altında olan televizyon yayıncılığı teknolojik gelişmeler ve  yeni yayın politikalarının da etkisiyle çeşitlenerek geniş kitlere ulaşmaya başlamış, özel sektörün de bu piyasaya girmesiyle birlikte ciddi bir büyüme yaşamıştır

Yapılan araştırmalarda ; araştırmaya katılanların yüzde 57,1’i Türkiye’de kültürel değerlerin oluşmasına en büyük katkıyı eğitimin yaptığını belirtirken, yüzde 19,8’i medyanın, yüzde 13’ü dinin, yüzde 7,3’ü tarihin, yüzde 1,8’i ise coğrafyanın katkı yaptığını ifade etmiştir

Yapılan araştırmalarda ; Araştırmaya katılanların yüzde 32,2’si Türkiye’de medyanın genel olarak toplumun kültürel değerlerine saygılı yayın yaptığı görüşünü savunurken, yüzde 56,8’i tersini düşünmektedir.

Yapılan araştırmalarda ; Görüşülen kişilerin yüzde 79,1’i televizyonlardaki evlilik programlarının, Türk aile yapısı ve evlilik ilişkilerini olumsuz etkileyeceğini düşündüğünü belirtirken, yüzde 14,5’i bu gibi programların olumsuz etkisi olacağını düşünmediğini söylemiştir.

Yapılan anketlerde ;Ankete katılanların yüzde 76,2’si televizyon dizileri ve magazin programlarının Türkiye’de boşanma oranlarının artmasında etkili olabileceğini düşünürken, yüzde 16’sı dizilerin ve magazin programlarının Türkiye’de boşanma oranlarını etkilediği fikrine katılmamaktadır .Son yıllarda Türkiye’de boşanma oranlarının arttığı istatistiklere yansırken, ankete katılanların büyük çoğunluğu (yüzde 76,2) bunun sebepleri arasında dizileri ve magazin programlarını göstermektedir.

Yapılan anketlerde  : Ankete katılanların yüzde 86,5’i bazı televizyon dizileri ve programlarının çocukları ve gençleri şiddet kullanmaya teşvik etmekte olduğu fikrine katılmaktadır. Yüzde 9,1’lik bir oran ise bu fikre katılmamaktadır.

Yapılan araştırmalarda : Görüşülen kişilerin yüzde 81,2’si televizyon dizilerinde cinsel içerikli görüntülerin sık yer almasının cinsel suçları artırabileceğini düşünürken, cinsel içerikli görüntüler nedeniyle cinsel suçların artabileceğini düşünmeyenlerin oranı yüzde 12,1’dir.

Yapılan anketlerde : Ankete katılan kişilerin yüzde 81,2’si bazı televizyon dizilerindeki aile içi çarpık ilişki şekillerinin Türk aile yapısını olumsuz etkileyeceği yönünde fikir belirtirken, görüşülen kişilerin yüzde 12’si bu fikre katılmamaktadır.

Yapılan araştırmalarda ; Araştırmaya katılanların yüzde 74,4’ü Türkiye’de medyanın kendi çıkarları doğrultusunda gerçekleri çarpıtan bir yayıncılık yaptığı görüşüne sahipken, yüzde 15,4’ü Türkiye’de medyanın evrensel yayıncılık ilkeleri doğrultusunda olabildiğince güvenilir yayın yaptığını belirtmiştir.

Yapılan araştırmalarda ; Araştırmaya katılanların yüzde 33,1’i Türkiye’de medyanın genel olarak kültürel zenginlik ve çoğulculuğu yeterince yansıttığı görüşünde iken, yüzde 54,4’ü yeterince yansıtmadığı fikrini paylaşmaktadır.

Yapılan araştırmalarda :Araştırmaya katılanların yüzde 30,4’ü televizyondaki dizilerin çoğunu içerik ve görüntülerinden rahatsız olmadan kolaylıkla bütün aile fertleri ile izleyebildiğini belirtirken yayınlardan rahatsız olan ve ailesiyle birlikte izleyemeyenlerin oranı yüzde 62,6’dir.

Yapılan araştırmalarda ;Araştırmaya katılanların yüzde 66,7’si Türkiye’de televizyon yayıncılığının geleneksel inanç ve değerlerimizi zayıflatıcı nitelikte olduğu görüşünü paylaşırken, yüzde 22,1’i Türkiye’de televizyon yayıncılığının çağdaş Türkiye vizyonuna uygun nitelikte olduğu düşüncesindedir.

Yapılan araştırmalarda ; Araştırmaya katılanların yüzde 21,6’sı televizyon dizilerinin gençlere genelde olumlu rol modelleri sunduğu görüşünü paylaşırken, yüzde 70,5’i televizyon dizilerinin gençlere genelde olumsuz rol modelleri sunduğunu  belirtmektedir.

Yapılan araştırmalarda ; Ankete katılanların yüzde 78,2’si yerli dizilerin çoğunu, konu ve görsel içerik olarak çocukların ruh sağlığı açısından sakıncalı bulduklarını belirtirken yüzde 16’sı yerli dizilerin çoğunun konu ve görsel içerik olarak çocukların ruh sağlığı açısından sakıncalı bulmadıklarını belirtmişlerdir.

Yapılan araştırmalarda ; Ankete katılanların yüzde 63,7’si televizyon programlarının kuşaklar arası kültürel çatışmalara yol açabileceğini düşündüklerini söylerken, yüzde 21,9’u ise televizyon programlarının kuşaklar arası kültürel çatışmalara yol açabileceğini düşünmediklerini belirtmişlerdir.

Yapılan anketlerde : Katılımcıların yüzde 64,6’sı “Türkiye’nin sanatı”nı konu alan programları yetersiz bulduğunu söylerken yüzde 34,9’u bunları yeterli bulduğunu belirtmektedir.

Yapılan araştırmalarda : “Özel televizyonlarda aşağıdaki programların yayınlarını nasıl buluyorsunuz?” sorusuna cevap veren katılımcıların yüzde 60’ı Türkiye’nin dini değerlerini yansıtan programları yetersiz bulurken, yüzde 39,6’sı yeterli gördüklerini belirtmiştir.

Yapılan araştırmalarda : Türkiye’nin eğlence kültürünü yansıtan programlara dair görüş bildiren kadın katılımcıların yüzde 67,4’ü bu tür yayınları yeterli bulurken, yüzde 32,6’sı yetersiz görmektedir.(Kücükcan,2011)

Medya Toplumun Aynasıdır..
Medyanın doğru kullanılmadığı ortamlarda toplumun çimentosu olmak işlevinden ayrıştırıcı bir işleve doğru rol alabileceğine de dikkat çekmek gerekmektedir. Televizyon izlemenin, bilinçli seçimle yapılan bir edime dönüştürülmesinin daha küçük yaşlarda kazanılması gereken bir alışkanlık olduğu düşünülürse, toplumun aynası dediğimiz medya, toplum açısından daha sağlıklı olacaktır.

Kaynakça:

1- KÜÇÜKCAN Talip,Toplumun kültür politikaları ve medyanın kültürel süreçlere etki ve algı araştırması , Ekim,2011